BİNDE BİR GECE


Yazan: Birol Güven
Yöneten
: Galip Erdal
Dekor Tasarımı:
 Dilek Kaplan
Işık Tasarımı:
 Cengiz Özdemir
Oyuncular:
 Hakan Meriçliler, Begüm Kütük, Hilmi Özçelik, Gamze Uçar, Engin Demircioğlu, Ece Mağat, Musa Öney, Burcu Görek, Selin Altıntaş

Sanatseverlerin büyük beğenisini toplayan Yatak Odası Diyalogları oyununun yazarı Birol Güven bu kez İlişkiler ve evliliklerde yaşanan bildik sorunların yanı sıra geleneksel anlayış ile  modern düşüncenin zıtlığını mizahi  bir bakış açısıyla Binde Bir Gece Diyalogları oyunu ile anlatıyor. Hakan Meriçliler ve Begüm Kütük'ün başrolde olduğu Binde Bir Gece Diyalogları sanatseverlere bol kahkahalı bir oyun sunuyor.

 


BİR HAYVANAT BAHÇESİ MASALI
 

Yazan: Edward Albee

Çeviren: Edanur Hancı

Yöneten: Gökhan Erarslan

Yönetmen Yardımcısı: Şahin Adıgüzel

Sahne ve Kostüm Tasarımı: Dilek Kaplan

Müzik Tasarımı: Hakan Şavklı

Işık Tasarımı: Hakan Hafızoğlu 

Hareket Düzeni: Alpaslan Karaduman

Efekt Tasarımı: Ersin Aşar 

Afiş Tasarımı: Aysun Kafkaslı 

Fotoğraf: İlker Ergin

Reji Asistanları: Cansu Tuncer- Kemal Ağar

Oyuncular: Burak Sergen, Onur Kırat, Şahin Adıgüzel, Edanur Hancı,  Ayşin Ayata, Ferdi Taşkın, Merve Göydağ ,Serkan Beşiroğlu

 

New York- Central Park’ta kaderin ya da tesadüflerin bir araya getirdiği iki kişinin hikayesi. Ailesi ve işine bağlı, toplumun değer yargılarıyla hayatını şekillendiren Peter ve marjinal tavırlar sergileyerek toplum içinde aykırı bir kişiliğe sahip olan Jerry. Kim av, kim avcı belli olmayan tuhaf birhikâye…

 

 

 

KİBARLIK BUDALASI

Başrolünü Haldun Dormen’in oynadığı Moliere’in ölümsüz eseri Kibarlık Budalası  7. yılında seyircisiyle buluşmaya devam ediyor.

17. yüzyıl Fransa’sında, cahil, saf ama çok zengin bir adam olan Mösyö Jourdain’in bir tek amacı vardır: Asilzade olmak.. Bunu gerçekleştirebilmek için her şeyi göze alır, anlamlı-anlamsız, yararlı-yararsız ama mutlaka masraflı her çabayı gösterir. Gülünç duruma düşer, alay konusu olur ama hiç yılmaz. Hedefi bellidir: Soylu sınıfa girebilmek, soylu bir Markiz’i baştan çıkarabilmek için her şeyi yapmak ve biricik kızını  da mutlaka bir “soylu” ile evlendirmek. Oysa kızı bir başka gence aşıktır. Moilere, yarattığı bu olağanüstü tiplemenin etrafını, onu sömürmeye çalışan Kont, ayakları yere basan karısı, sağduyunun ve samimiyetin temsilcileri hizmetçi ve uşak ile bir dantel gibi örer.  Neredeyse her sözcük komik ve her durum gülünçtür oyunda.

Türk Tiyatrosu’nun büyük ustası Haldun Dormen’in, yıllar sonra yeniden sahnelere döndüğü KİBARLIK BUDALASI ‘nın uyarlamasını İpek Kadılar yaptı. Hakan Altıner’in sahneye koyduğu oyunun Koreografisi Mikel N. Vidhi, Kostüm Tasarımı Türkan Kafadar, Dekor Tasarımı Gizem Gürsel – Sedef Kermen, Işık Tasarımı  Cengiz Özdemir ‘e ait;  HALDUN DORMEN, GÖKSEL KORTAY, HAKAN ALTINER, DAMLA CERCİSOĞLU, HİLMİ ÖZÇELİK, BAHADIR VATANOĞLU, CANER TÖR, REYHAN AYDINSEL ve  IŞIK SELİN KUYUMCU rol alıyorlar.

 

 


ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ

Ergenlik çağındaki birkaç gencin aşırı disiplinli bir yatılı okulda geçen bu hikâyesinde, okul ve aileler tarafından üstlerine yüklenen başarılı olma sorumluluğu, ailelerinin onlar için seçtiği geleceği yaşamakla kendi istediklerini yapabilmenin önündeki engeller ve bunlarla başa çıkma yöntemleri anlatılıyor. Okula yeni atanan John KEATING, önlerine yeni bakış açıları sunarak, şiir dünyasına girmelerini, günü en iyi şekilde değerlendirebilmeleri ve Walt WHITMAN'ın dediği gibi hayata "kendi dizeleri ile katılabilmeleri" için farkındalıklarını artırmaya çalışmaktadır

Ölü Ozanlar Derneği, N.H. Kleinbaum'un roman olarak yazdığı ve Gökçe BİÇER tarafından tiyatro oyunu haline getirilen bir klasik eserdir. Bu eserde Can GÜRZAP Edebiyat Öğretmeni John KEATING karakterini canlandırıyor. Diğer rolleri ise; Tayfun YILMAZ, Sa ÖZEN, Efe YEŞİLAY, Can TÜRKDOĞAN, Metin HASGÜL, Mekin SEZER, Berkay ŞANVEREN, Emre ÇOLDUR, Enes DANİŞ, Onur YALDIZ, Alev SEZER, Gökhan DOST, Hande DJAVADİ, İrem UĞURAL, Banu BATUR paylaşmakta.

 Oyunun yönetmeni Hakan ALTINER. Yardımcılığını Damla CERCİSOĞLU üstleniyor. Dekor ve Kostüm Tasarımı Tülin PURAL tarafından yapılan oyunun ses tasarımcısı Akın DİRGEN, ışık tasarımcısı Özgür Kaan PURAL.

MÜFETTİŞ

Hani bazı yazılmış oyunlar vardır, her devrin oyunudur ve evrenseldir. Her zaman insanlığa söyleyecek birçok önemli sözü vardır. İşte böylesine değerli ve ustaca kaleme alınmış bir oyun “Müfettiş”. Tiyatro Kedi, bu sezon Nikolay GOGOL’ün artık klasikleşmiş bu ölümsüz eserinde rolleri başta büyük usta Haldun DORMEN olmak üzere, Anıl YÜLEK, Hakan ALTINER, Selda ÖZBEK, Mehmet Baran ERDOĞAN, Emre BÜYÜKPINAR, Barış KIRALİOĞLU, Tayfun YILMAZ, Burcu AKYÜREK, Caner TÖR, Efe YEŞİLAY paylaşıyorlar. Oyunun yönetmenliğini ise Cenk TUNALI üstleniyor. Oyunda, yüzyıllardır bürokraside bitmeyen yozlaşmış kirli ilişkiler, sahtekârlıklar ve insanların ikiyüzlülüğü, dönemin sosyal ve toplumsal konularını içerisinde, çok iyi bir mizahi bir üslupla anlatılıyor.

   Oyunun konusu; “Yönettiği kente kılık değiştirmiş bir müfettiş geleceğini öğrenen Kaymakam, bütün bürokratlarını toplayıp müfettişin en iyi biçimde ağırlanması talimatını verir. Yöneticiler, ne yapacaklarını şaşırmıştır; birkaç gündür kasabada bulunan iyi giyimli Hlestekov'u beklenen müfettiş zannederler. Oysa Hlestakov müfettiş değil, zengin bir toprak ağasının oğludur. Kumar oynayıp harçlığını çarçur ettiğinden parasız kalmıştır ve bir handa uşağı Osip ile birlikte kalmaktadır. Hlestakov, onu müfettiş sanan belediye başkanının ziyareti üzerine durumdan yararlanır. Kendisine sunulan ikramları kabul eder ve işi, halkın şikâyetlerini dinlemeye, çözüm getireceği umudu yaratıp rüşvet almaya kadar vardırır. Uşağının uyarması üzerine gerçek anlaşılmadan kenti terk etme hazırlıklarına girişen sahte müfettiş olanı biteni bir mektupla Petersburg’daki gazeteci arkadaşına aktarır. Mektubu alan posta müdürü, müfettişin sahte olduğunu öğrenir. Kasaba yöneticileri aldatıldıklarını anladıkları sırada kasabaya gerçek müfettiş gelir.”

      Oyun kadar çok şey gösteriyor ki bize ve öyle büyük bir ders veriyor ki insanlığa….

GÜL YABANİ

Biraz hoppaca olan Muhsine, çok güzel bir kızdır. Annesi ve babası o daha genç yaşta iken  ölmüştür, Komşuları Muhsine’ye göz kulak olmuşlar ve hatta çeyiz vererek onu birisiyle evlendirmişlerdir. Fakat Muhsine kocasıyla pek anlaşamamış ve evden kaçmıştır. Daha sonra annesinin dostu olan Ayşe Hanım adlı bir kadın onu bulur, ona hizmetçilik yapabileceği iyi ve namuslu bir yere götüreceğini söyleyerek şehrin dışında dağın tepesinde bir köşke götürür. Burada onları Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen adlı iki hizmetçi karşılar. Ayşe Hanım Muhsine’yi burada bırakıp gider.

Muhsine’nin getirildiği köşkün her tarafında her gece cinler, periler dolaşmaktadır. Bunlardan en korkuncu ise Gulyabani’dir. Cinler ve Periler her gece bu köşkün etrafına gelip odalara girerek abuk sabuk sesler çıkarır ve Muhsine’ye saldırırlar. Muhsine ise ona verilen tavsiyelere göre hareket ederek sesini çıkarmaz. Bir gece bir erkek peri Muhsine Hanımın odasına gelir. Muhsine bu durum karşısında şaşkın kalmıştır. Bu erkek perinin adı Hasan dır. Hasan çok güzel yüzlü bir peridir. Hasan kendisinin peri olmadığını ve onu bu köşkten kurtarmak istediğini söyler. Fakat Muhsine bu olaylarla sürekli karşılaştığından onun sözüne inanmaz. Hasan ise ona âşık olduğunu ve onu sevdiğini, onun için her şey yapabileceğini söyler. İşte böylece çok sıradışı bir aşk hikayesi gelişir

 

YAŞAMA DAİR

Nazım Hikmet'in ölümünün 50. yıldönümü için Genco Erkal'ın uyarlayıp yönettiği oyunda, Tülay Günal da oynuyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde oynanacak oyunda, başta Fazıl Say ve Zülfü Livaneli olmak üzere değişik bestecilerin Nazım şarkıları da seslendirilecek.

ÆAğırlıklı olarak ozanın Bursa Cezaevi'ndeki yaşamını, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu anlatan oyun, daha sonra sürgün yılları ve vatan hasretine odaklanarak, destansı yaşamından izlenimlerle noktalanıyor.

 

 

Vanya, Sonya, Maşa ve Spike

Çağdaş Amerikan tiyatrosunun önde gelen yazarlarından Christopher Durang’in “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike” adlı oyununu Nesrin Kazankaya çevirdi. Yönetmenliğini Yücel Erten’in yaptığı oyunun dekoru Başak Özdoğan’a, kostümü Fatma Öztürk’e, ışık tasarımı ve yönetmen yardımcılığı Zeynep Özden’e ait. Oyunda görev alan sanatçılar: Şerif Erol, Tilbe Saran, Nesrin Kazankaya, Doğan Akdoğan, Başak Meşe, Gamze İpek.

 Yazar, Çehov oyunlarına göndermeler yaparak günümüzde, ABD’de küçük

bir kasabada geçen, özgün bir öykü oluşturur. Vişne ağaçları, ağaçlardan düşen sakar yaban hindileri, kurbağalı bir gölü ve göl kadar durgun yaşamı ile küçük bir kasabadayız. Vanya ve evlatlık kız kardeşi Sonya, yaşamlarını, hiç çalışmadan, göle gelecek mavi balıkçıl kuşunu bekleyip, birbirleriyle didişerek ve yalnızlıklarını paylaşarak geçirmektedirler. Uzun süre yatalak anne-babalarına bakmışlardır. Kardeşleri Maşa’ya ait bir evde ve onun maddi desteğiyle yaşamaktadırlar. Maşa ünlü bir sinema oyuncusudur ve genç oyuncu adayı sevgilisi Spike ile bir kostüm partisine katılmak üzere eve gelir. Olaylar, geleceği gören bilici hizmetçi kadın Kassandra ve genç, umut dolu komşu kız Nina’nın dahil olmasıyla gelişir. Seyircinin göle giden köprüden geçerek gireceği bu ev, hüzünlü ve komik olayların mekanı olacaktır.

Taşra yaşamının monotonluğu, umutsuzluğu, yaşamı kaçırmış, gönlü kırgın kardeşler Vanya ve Sonya ile dile gelirken; modern yaşamın dayattığı yalnızlık ve çaresizlik tüm figürleri kapsayan bir temadır. Sinema dünyasında şöhret olmanın parıltılı görüntüsü ardında yatan bedeller, Maşa figürüyle gözler önüne serilir.

Kırık yaşamlarıyla umutsuzluk batağında çıkış yolu aramaktan aciz kahramanlar, hem isimleriyle hem de kimlikleriyle Çehov’un figürlerine benzer. Taşraya sıkışan ve bugünü yaşamakta zorlanan Çehov'un oyun kişileri gibi geleceklerine yönelik umutsuz ve umarsız bir bekleyiş içindedirler. Adlarının tiyatro kahramanlarından olması, yazgılarını da belirlemiştir sanki. Yaşamın kaçırılan anları ne denli komik görünse de, geri dönüşü olmayan pişmanlıklarla doludur.

Ah Smyrna'm, Güzel İzmir'im

Oyun 1923 yılında Izmir'de geçer. Savaş bitmiş, Rum ve Türk topluluklarının karşılıklı göç etmesini zorunlu kılan "Mübadele Yasası" çıkartılmıştır.

Köklü bir geleneğe ve kültüre sahip, zengin Rum ailesi Vlasto'lar, Izmir-Bornova’daki  konaklarında göç hazırlığı içindedirler. Yıllardır Vlastolar'la bir aile gibi bir arada yaşayan Türk yardımcıları da, bu göçün hüzünlü tanıklarıdır. Savaşın travmatik izleri ve zorunlu göç, Türk ve Rum aile bireylerini de karşı karşıya getirir ve bir arada yaşamanın imkansızlığını derinleştirir. Kendilerini bir çatışma içinde bulan figürler, derin acılar içinde, çaresiz yarınlara, umutsuz hasretlere, imkansız aşklara boyun eğmek zorunda kalır.

Feci bir yangınla yanıp harabeye dönen, farklı toplumların, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı, efsanevi dünya kenti,  güzel Izmir-Smyrna değildir yalnızca; koskoca bir geçmiş, gelecek, hayaller ve umutlar da küle dönmüştür. 


ANNEM OĞLUM VE BEN

 

Dramaturgisini Şafak Eruyar'ın, dekor-kostüm tasarımını Fatma Öztürk'ün, ışık tasarımını Zeynep Özden'in yaptığı oyunda görev alan sanatçılar: Serpil Tamur, Nesrin Kazankaya, Emre Çakman...

 

Oyunda olaylar, bir ailenin üç kuşak üyelerinin bir arada yaşadığı bir yılbaşı arifesinde gelişir. Ahsen, dul ve mutsuz kızı Handan ve asperger sendromlu (otizmin bir türü) torunu Bülent ile birlikte yaşamaktadır. Zengin, şaşaalı bir geçmişi vardır. Dört kez evlenmiş, ilk kocasından olan oğlu bir kazada ölmüştür. Birbirinden başka tutunacak kimsesi olmayan üç farklı kimliğin uzlaşmaz zorunlu birliktelikleri, zaman zaman çatışmaları da beraberinde getirir. Geçmişin unutulmak istenen anıları, kırık yaşam öyküleri ve psikolojik sorunlar bir yılbaşı akşamını kaosa döndürür. Yalnızlıkla, trajik bir geçmişle ve hastalıkla mücadele eden figürler, yaşamın gene de güzel olabileceğini gösterirler.

  BEN  SENİM

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği, dramaturgisini Şafak Eruyar’ın, dekorunu Hazal Günal’ın, kostümünü Nilüfer Moayeri’nin, ışık tasarımını Zeynep Özden’in yaptığı oyunda görev alan oyuncular: Volkan Aktan, Erdinç Anaz, Zeynep Özden, Başak Meşe, Gamze İpek.

Üniversite yıllarından bu yana dostlukları süren, otuzlu yaşlarda, ’80 kuşağından beş arkadaş, bir akşam yemeğinde bir araya gelirler. Her biri kariyer yapmış bu kişiler, metropol yaşamının hızı ve karmaşası içinde, mesleki başarı peşindedirler. Ancak özel yaşamlarında ve özel ilişkilerinde başarısızdırlar.

Geceyi evinde organize eden bekar ve zengin mirasyedi Turgay; internet girişimcisi, yeni baba olmuş ve boşanmış Mert; halkla ilişkiler uzmanı, küçük oğluyla yaşayan dul Füreya; reklam sektöründe yüksek kariyer yapmış bekar Seçil; eski hocasıyla evli, mesleğini yapmayan avukat Alev. Bu beş kişi de yüksek özgüven sahibi, neşeli, olaylara ve kendilerine kısmen alaycı bakabilen, görünüşte güzel bir yaşamı olan insanlardır.

Gösterdikleri kimlik gerçekten kendileri midir yoksa kurguladıkları bir görüntüye mi kendilerini inandırırlar? Yaşamları kendi seçimleri midir? Sıkı dostlar, ilişkilerini de kendi öz yaşamları gibi, kurguladıkları bir görüntüye mi dönüştürmüşlerdir? Yoksa tüm sorunların nedeni, yaşamın onlara kurduğu tuzaklar mıdır?

Beş arkadaşın buluşması, içki ve yemekle, sohbet ederek, dans edip, oyunlar oynayarak, eski günleri anarak mutlu ve eğlenceli başlar.  Gece ilerledikçe, sırlar, çatışkılar ortaya çıkar. Alkolün de etkisiyle geçmişin bilinmeyen, dile gelmeyen gizleri, zaafları, hesaplaşmayı kaçınılmaz kılar. Geçmişlerinden taşıdıkları travmalar, geleceğe yönelik kararlarını da biçimlendirmektedir. Kendi mutsuzluklarını dile getirirken birbirlerini de incitirler. Toplantı, ilk kez yapılan büyük bir hesaplaşmaya dönüşür. İtiraflar, suçlamalar, geçmişin ağır yükleri ve takıntılar, seks ve şiddetin gölgesinde dile gelir. Dostlar meclisi, eğlenceden hüzne, kahkahadan gözyaşına, sabahı karşılar.

Metropolde yaşayan  beş arkadaşın yalnızlıkları, çaresizlikleri, sevgisizlikleri, hayal kırıklıkları, umutları, beklentileri, aşkları, eğlence ve hüznün iç içe geçtiği bir bahar akşamı dile gelir. Ancak yaşam bırakıldığı yerden davam etmek zorundadır.

ADALET, SİZSİNİZ

Usta oyuncular Rutkay Aziz ile Taner Barlas’ın Ümit Denizer ile birlikte kurdukları, adını, Muhsin Ertuğrul hocalarının yazılarına “Perdeci” imzasını atmasından esinlenerek koydukları “Perdeci Oyuncuları”nın ilk oyunu “Adalet, Sizsiniz”; Ümit Denizer tarafından kaleme alındı. Oyun, henüz sahnelenmeden, tiyatro dalında 2012 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü.

Tek perdelik bir oyun olan “Adalet, Sizsiniz”; yargının siyasallaştığı üç tarihi olayı, Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın muhteşem yorumlarıyla sahneye taşıyor. M.Ö. 5. yüzyılda Atina’da, Beş Yüzler Meclisi’nin ölüme mahkûm ettiği düşünür Sokrates, 1633 yılında Roma’da, Engizisyon’un müebbet hapse mahkûm ettiği bilim adamı Galileo ve 1927 yılında Boston’da, adaletin ölüme mahkûm ettiği iki İtalyan göçmen işçi Sacco ile Vanzetti’nin hikayeleri, “Adalet, Sizsiniz” ile tiyatroseverlerle buluşuyor.

Tarihe geçmiş bu masumların itibarlarının, haksız mahkûmiyet kararlarının kaldırılmasıyla, yıllar sonra iade edildiğini vurgulayan oyunun yönetmenliğini de, “Perdeci Oyuncuları” üstleniyor. Ümit Denizer’in kaleme aldığı ve tam adı “Adalet, Sizsiniz (Sokrates, Galileo, Sacco, Vanzetti)” olan oyunun; sahne tasarımı ve kostümleri Metin Deniz imzasını taşırken, kukla uygulamaları ise Bülent İşcan tarafından gerçekleştiriliyor.

AUDITION

(James Johnson)

15 dakikalık şöhret için neleri göze alırsınız?

Görmezden gelmeye,karşı koymaya çalışsak da kaderin bizim için hazırladıklarını tartışabilir miyiz? Biz kimiz ki?

İstediklerimiz uğruna kendimizden vazgeçen insan değilmiyiz biz? Peki umutla çıktığımız yolculuğun sonunda istediklerimizi elde etmiş oluyor muyuz? Tutkuyla bağlandığımız,ya da sığındığımız her neyse mutlu sona ulaştırıyor mu bizi? Yani istediğimiz tüm rolleri kapmış oluyor muyuz? Kendimizden vazgeçmeye değer mi? Lauren oyunculuk aşkıyla gittiği Audition’da Stella adlı bir yönetmenle karşılaşır,daha önce girdiklerinin çok dışında olan bu seçme Stella’nın akıl almaz egzersizleriyle bir kaosa dönüşür… Kendi hayatında yolculuk yapmak zorunda kalan Lauren, Stella’nın alaycı,buz gibi tecrübesine kapılmıştır…

Bu düellonun kazananı; rolü için kendinden vazgeçen Lauren mı? Yoksa bir kukla yaratmaya çalışan Stella mı olacaktır?

  YARGI

İnsanlık onuru nerede başlar ve biter? Hayatta kalabilmek için insan ne kadar ileri gidebilir ?

2. Dünya Savaşı sırasında 7 Sovyet askeri Polonya’da Almanlar tarafından esir alınarak bir manastırda hücreye kapatılır. Kısa bir süre sonra Almanlar 7 esiri orada bırakarak manastırı terk eder. Sovyet ordusu 60 gün sonra manastıra girip esirleri kurtardığında gördükleri manzara dehşet vericidir sadece 2 kişi sağ kalmıştır. Kurtarılan 2 askere önce yemek ve su verilir ardından olayı ört bas etmek için vurulurlar ve manastır havaya uçurulur.

Barry Collins o iki asker öldürülmeseydi ne anlatırlardı kurgusu üzerine bu tek kişilik monoloğu 1974 yılında ünlü aktör Peter O’Toole un isteği üzerine yazar. O yıldan itibaren dünyanın çeşitli ülkelerinde sahnelenen oyun ülkemizde uzun yıllardır Zafer Diper tarafından da başarıyla oynanmıştır.

Tiyatro Ak’la Kara’nın bu sert ve savaşın bütün dehşetini gözler önüne seren tek kişilik oyununu , mart ayı sonundan itibaren Savaş Özdural’ın dramaturjisi ve oyunculuğuyla izleyebilirsiniz.

 

KARMAN ÇORMAN

Yazan  : Claude Magnier

Çeviren : Asude Zeybekoğlu

Uyarlayan-Yöneten: Tarık Şerbetçioğlu
Oynayanlar: Ömer Gecü – Binnur Şerbetçioğlu - Yavuz Topoyan – Gizem İnceoğlu - Ekin Çabuk -Tuncay Vicnelioğlu - Hande Akkent - Deniz Noyan –Kaan Şahin - Uğur Göncü

 Süre : 135 Dk. (İki perde)

 Mümtaz İşbilir son derece varlıklı bir işadamıdır. Bir gün sabahın köründe yanında çalışan Fethi Güven maaşına zam istemek için gelir çünkü zengin bir kızı babasından isteyecektir. “Şu an kazandığım para evleneceğim kızı mutlu etmeye yetmez” der ve maaşına zam ister… Sonrasında olaylar öyle bir karışacak ki, inanamayacaksınız!

Bu sımsıcak aile komedisini kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

 

  İKİLİ OYUN

Oyuncu Tayfası’nın  ikili bir oyunu  var karşınızda.

İşsiz, aylak, sarhoş, kumarbaz, düzenbaz bir koca ve onun güzel sözlerine aldanmış, yalanlarına kanmış, ikili oyununa maruz kalmış, masum, güzel bir kadın var bu oyunda.

 Bu karı-kocaya hizmet eden sadık bir hizmetçi; aylak kocanın borçlu olduğu; kaptırdığı paraları geri almaya kararlı bir de avukat var karşınızda.

Söylenilen yalanlar, dönen dolaplar, yazılıp bozulan bol sıfırlı çekler, para için patlayan silahlar, hatta ve hatta cesetler var karşınızda.

Kimin gerçek, kimin yalan söylediği bulanık, doğrular dağınık; kimin kim olduğu, kimin kiminle nerede ne yaptığı ise tamamen karışık…

Oyuncu Tayfası’nın “İkili Oyun” u sizi dönen dolaplara, ismi farklı cismi aynı karakterlerin danslarına tanıklık etmeniz için sahnesine davet ediyor.

Entrikaların, dolarların, yalanların gırla gittiği bir oyun sunuyor size. Paranın çehreleri nasıl silip bozduğunu, kişilikleri nasıl yerle bir ettiğini, para için insanların neleri kaybetmeyi göze aldıklarını görmeye çağırıyor sizi.

Oyuncu Tayfası sizinle ikili bir oyun oynamak istiyor; şimdi, hemen …

 Oyuncular;Barış Can Çelik, Kenan Etişgen, Deniz Kaya, Dila Kavasoğlu, Şahin Devran, Eyüp Türkan

 Yazan; Robert Thomas

 Yönetmen; Kerem Yılmaz

  KOMİK PARA

Y
azan: Ray Cooney

Yöneten: Cenk Hakan Köksal

Reji Asistanı: Kevser Çamoğlu

Işık Tasarım-Uygulama: Yunus Emre Usta

Dekor Uygulama: Coşkun Gültekin, Ali Nadir Birim

Kostüm: Beyza Birgen

Sanat Yönetmeni: Kerem Yılmaz

Süre; İki perde / 110 Dakika

Oyuncular: İsmail Sağır, Tuna Gürcoşkun, Doğuş Yılmaz, Sibel Şişman, Serap Ağalar, Cem Arslan, Kerem Yılmaz, Cenk Hakan Köksal, Ali Nadir Birim

 Düşünsenize işinizden evinize giderken metroda çantanız bir başkasının çantasıyla karışıyor. Ve karışan çantada tam 735 bin pound var. Ne yaparsınız? Çantayı polise mi teslim edersiniz? Yoksa hayatınız boyunca o kadar parayı bir arada görme şansınız olamayacağını düşünerek ülkeden mi kaçarsınız? Peki ya işin içine polis ve çantanın esas sahibi mafya da karışırsa! Bu sizce şans mıdır yoksa büyük bir şanssızlık mı? İşin içinden çıkabilmek için söyleyeceğiniz yalanlar nereye kadar devam eder?

Dünya çapında ün kazanmış Usta yazar Ray Cooney’nin kaleme aldığı ve Haldun Dormen’in çevirisini yaptığı oyun, ustaca kurgulanmış ve kahkaha garantisi vermektedir.

 

FARELER VE İNSANLAR

İki Perde Trajedi

Yazan: John Steinbeck

Uyarlayan ve Yöneten: Onur Atacan

Dekor: Nazmi Karabacak

Kostüm: Zeynep Ekinci

Müzik: Yücel Arzen

Ses Işık: Mustafa Algül 

Oyuncular:Merve Sevi, Murat Makar, Murat Ilgar, Cüneyt Vural, Soner Enmutlu, Ubeyd Ünal, Cengiz Gül, Umut Yasar

Issız bir kasaba…

Umudunu yitirmişinsanlar…

Yarını olmayan mevsimlik işçiler…

Yalnızlıklarında kaybolmuş bu insanların arasında var olmaya çalışan iki dost: George ve Lennie…

George sert, sabırlı ve zeki bir adamdır; Lennie ise zihinsel engellidir, son derece kuvvetli olmasına rağmen çocuksu bir karaktere sahiptir ve fare saplantısı vardır. Uzun zamandır beraber olan bu ikilinin, tüm umutlarını yitirmiş insanların arasında en büyük şansları dostlukları ve hayalleridir.  Bu hayaller,çiftlikteki diğer insanları da bir girdap gibi yavaş yavaş içine çeker; kasabadan kurtulmak için hayaller kurulur, planlar yapılır ve sonunda gitmezamanı gelir…

Ne var ki;

Fareler ve insanların en iyi düşünülmüş planları genellikle boşa çıkar…